Gökten Gelen Işıktan, Yeryüzündeki ve Yeraltındaki Işıklara Selam Olsun..

12 Mayıs 2015 Salı

Hangi Duygusal Anlaşmaların Esiri ve Eserisiniz?



Nefes...
Yaptığınız hayat anlaşmalarının eseri ve esiri olduğunuzun farkında mısınız?

Hayat boyu anlaşmalar yaparız; dürüst olma anlaşması, temiz tertipli olma anlaşması, sabırlı olma anlaşması, sessiz olma anlaşması, fedakar olma anlaşması, çalışkan olma anlaşması, itirazsız olma anlaşması, asi olma anlaşması, sabırsız olma anlaşması, iyi kız, iyi çocuk, iyi anne, iyi eş, iyi koca, iyi memur, iyi insan olma anlaşması gibi. Tüm bu anlaşmalarınız için hayat boyu enerji harcarsınız.

Anlaşmalarımızın sayısı sınırsızdır. Tüm düşüncelerimizin karşılığı olarak bir anlaşma vardır neredeyse. Bu anlaşmalar, sevgi, kabullenme ve ödülün koşullu olmasından doğar. Çünkü Dünyanın düalitesinde koşulsuz hiç bir şey gerçekleşmez. Çalışırsanız ödüllendirilirsiniz, severseniz sevilirsiniz, verirseniz alırsınız.

Özellikle ülkemizde pozitif eylem sonucu ödüllendirilmeye dayalı bir yetiştirilme tarzı vardır. Pozitif bir eylemde bulunma koşuluyla haklarınızı elde edebilirsiniz. İyi çocuk olursanız çikolata yiyebilirsiniz. Bu koşullandırma yoluyla çocukluğunuzda yaptığınız anlaşmalar tüm hayatınızı bağlar. Yıllar sonra iş yerinizde aslında göreviniz olan bir eylemi gerçekleştirdiğinizde, bilinçaltınız o çikolatayı yine bekler. Çünkü yaşınız kaç olursa olsun bilinçaltınız hep çocuk gibidir. Lakin dünya yaşınız artık çocuk olmadığından sonuç genellikle hüsrandır. Çikolata ile ödüllendirilmeyen bilinçaltınız bir süre sonra yaptığı işten mutsuz olmaya başlar.

İşinizde, sosyal ortamınızda, ilişkinizde, evliliğinizde ve tüm ilişkilerinizde yaşamın ilerleyen yıllarında sebepsiz mutsuzluk duymanızın sebebi budur. Koşullu ve ödüllü eyleme alışkın olan varlığınıza ödülsüz yaşam sıkıcı ve tekdüze gelmeye başlar.

Anlaşmaların ödüllü – ödülsüz, pozitif – negatif görünüyor olması önemsizdir. Çocukluğunuzda yaptığınız bu anlaşmaların bir süre sonra sizin varlığınızda ne kadar yük olmaya başladığı ve hangi ölçüde enerjinizi emdiği önemlidir…

Anlaşmalar çocuklukta yapılır
Anlaşmalar nedeniyle yaptığınız eylemler bazen sizi yormaya, mecbur bırakmaya başlar. Her sabah hazırladığınız kahvaltı için bazen sıkılırsınız, tertipli olmak istemediğiniz zamanlar olur, sakin ve kabullenişli olmak istemediğiniz anlar- konular vardır, her zaman fedakarlığın sizden beklenmesi yorucu gelmeye başlar, dürüst olduğunuz davranışlar yüzünden cezalandırılabilirsiniz, annenizin sağ kolu olmaktan istifa etmek istersiniz, tüm ailenin koruyucusu olmaktan vazgeçmek isteyebilirsiniz, babanızın yerine geçme anlaşmasını bozmak isteyebilirsiniz, herkesi memnun etme zorunluluğu sizi kasmaya başlar, kıskanç bir kadın-erkek olmanın zararlarını yaşamak yorucu gelmeye başlayabilir.

Aşağıdaki anlaşmalardan hangilerini yaptınız?

Cesur olma, Fedakar olma, Uyumlu olma, Çalışkan olma, Dürüst olma, Koruyucu olma,Titiz tertipli düzenli olma, Hizmet edici olma, Sürekli sadık olma, Öğretici olma, Karşılıksız sevme, Sürekli acı çekme, Kurban rolü oynama, Alay edilme, hor görülme, Kavgacı, mücadeleci olma, Güven duyulma, Sürekli sömürülme, Aldatılan eş olma, Kendinize yalan söyleme, Cesaretsiz olma, Yalancı olma, Sürekli geçmişte yaşama, Fikirlerde sabit kalma,Dikkatsiz olma, Anneyi terketmeme, Sürekli depresyonda kalma, Özgürleşmeme, Kötü insanları onurlandırma, Konfor alanına bağımlı kalma, Fakir kalma, Çocuk ebeveyn olma (anababa rolü), Haksızlığa uğrama, Ataların yüklerini alma anlaşması gibi yüzlercesi…

Dünyasal anlaşmalarınız olduğu gibi Karmik anlaşmalarınız da vardır ayrıca. Hayat boyu tekrarlayan olaylarda hissetmeye başlarsınız bu anlaşmaları. Ne yapsanız sonuç değişmez bu tekrarlarda. Astrolojide Ay Düğümleri bilgisiyle bu anlaşmaları keşfedebilirsiniz. Regresyon çalışmalarıyla sondaj yapıp şifalandırabilirsiniz de… Bilinçaltı ile çalışılan yöntemler de işe yarayabilir.
anlaşmalar
Enerji Alanımızdaki Anlaşmalar


Tüm bu anlaşmalar, enerji alanınızı ilgilendiren ve orada şifalandırılabilen anlaşmalardır. Enerji alanınız içinde BÜKÜCÜ etki yaratmalısınız. Dışarıdan etkiyle hipnoz ile yapılabildiği gibi, kendi kendinize otohipnoz ile de başarabilirsiniz bu bükücülüğü… Nefes bu konuda birinci aracınızdır. Farkına vardığınız ve değiştirmek istediğiniz anlaşmalar için FESİH NEFESİ’ni kullanabilirsiniz.

FESİH NEFESİ UYGULAMASI:

Bu çalışma için sessiz, karanlık ve dar bir alanı kullanmak önerilir. Oturarak, bağdaş kurarak, Meditasyon- Lotus pozisyonunda ya da uzanarak çalışabilirsiniz. Bu çalışma sırasında müzik önermiyorum, tam sessizlik sağlamalısınız.Ayrıca fesih sırasında her iki elinizin üçer parmağı ile ensenizde kulaklarınızın arkasında ve kafatasınızın hemen altında bulunan iki çukur noktaya hafif baskıyla dokunmanızı öneriyorum.

Hangi anlaşmanızı bozmak istiyorsanız o anlaşma ile ilgili kişilere ve duygunuza odaklanın. Bir süre derin, sessiz ve dairesel geniş nefesler alıp verin. O anlaşmayı bozmaya niyet ettiğinizi evrene ve enerji alanınıza bildirin. Bu sırada şöyle bir örnek cümle kullanabilirsiniz:

“Beni esir tutmaya devam eden …… anlaşmamı tüm zamanlarımda, tüm benliklerimde, tüm boyutlarımda, tüm DNA ve genlerimde, tüm titreşimlerimde sevgi ve şükranla onurlandırarak görevinin bittiğini bildiriyor ve evrende ait olduğu yere yolculuyorum ve anlaşmamı FESHEDİYORUM. Bu andan itibaren özgür seçimlerimle davranmak üzere tüm zamanlarıma İZİN ve EMİR veriyorum. “
Fesih Nefesi Uygulaması
Fesih Nefesi Uygulaması


Hazır olduğunuzu hissettiğinizde başınız ileriye doğru durarak derin bir nefes alın ve nefesinizi tutmaya başlayın. Başınızı sola doğru çevirerek nefesinizi tutmaya devam edin. Sonra başınızı sağa doğru çevirerek nefes verin ve anlaşmanızı fes ettiğinizi bildirin.

Nefesinizi vererek gönderdiğiniz enerji, üzerinizdeki yükleri evrene iade edecektir. Çalışma sırasında nefes alıp verirken, bu anlaşmanın bizim üzerimizde bıraktığı negatif enerji geri verilir, kaybettiğimiz enerji de geri alınır. Fesih nefesleri sonrasında yaşam enerjimizde kesinlikle artış olur. Yeni başlangıçlar yapmak için ihtiyaç duyduğunuz enerjiye kavuşursunuz.

Özgür anlar ve nefesler sizinle olsun…

Nesrin Dabağlar'ın paylaşımıdır

Nefes Koçluk Eğitmeni

Doğru NEFES Alalım




Diyafram nefesi al!

Son yılların gözde emir cümlesi…

Ülkemizde nefes farkındalığının başlaması son on yılın gelişmesi… Yanlış nefes alıp verdiğini fark edenlerin karnını şişirerek nefes alıp vermeye başlaması onların hayatında çok şeyi değiştirdi. Deneyimlemeyenlere de tavsiye edilir. Ama biraz deşelim bu konuyu Diyafram nefesi alıyorum diye göbek yapan, midesi taşan, aşırı duygusallaşan ve durmadan “hocam diyafram nefesi almaya başladıktan sonra göbek yaptım, niye ki” diyenlere de cevap olsun.

Solunum sırasında karın bölgesi kaslarının eyleme katılması gerekiyor. Sadece üst beden bölgesiyle nefes alanlar, benim tabirimle büst olarak yaşayanlar, gergin, stresli, kaygılı, uykusuz, aceleci, hesapçı, depresyonlu, aşırı savunmacı, tutucu, kavgacı, sabit fikirli ve telaşlıdır. Saydığım bu özellikler, üst beyinde özellikle sol lobun işlevlerini anlatır. Sol beyin diye tanımlanan, sempatik sinir sistemi ile yönetilen eylemlerdir hepsi. Biz nefesçiler ona ERİLyanımız deriz. Adlandırma, Matematiksel işlemler, Dili kullanma, İnceleme, Parçayı görme, Sistemli analiz etme, Disiplin, Sınıflandırma, Mantık yürütme, Sıralama, Problemleri parçalayarak çözme, Savunma, Kavga, yani kendini benlik ve birey olarak algılama ve koruma sol beynin işidir. EGO diyerek kısaca tanımladığımız bütünden ayrı ve özgün varlık olma halimizin baş şefidir sol beyin.

Sol Beyin :)
Sağ beyin ise, bilgiyi bir bütün olarak ve görsel olarak değerlendirir. Tasvir ve semboller kullanır; resimlere şekillere ve renklere duyarlıdır. Müziğe, vücut diline, dokunmaya tepki verir. Nesnelerle soyut değil, duygusal olarak ilişki kurar. Sezgicidir, önsezileri ve hisleri takip eder. Uzaysal ilişkiler kurar ve kullanır, çok boyutludur. Duygusal ve üreticidir. Görerek ve duyarak öğrenir. Hayaller, şiir onun işidir. Vücudun sol bölümündeki duyusal organları ve vücut hareketlerini kontrol eder. Biz ona DİŞİL yanımız deriz.


Beyin ve vücut ilişkileri çapraz yürür. Beyin korteksinden hareketlerimizle alakalı motor lifler üst boyun bölgesinde çapraz yaptığı için, sağ beyin vücudun sol tarafını, sol beyin ise vücudun sağ tarafını idare eder. Sol beyin eril, sağ dişildir. Sağ beyin sevgiye göre karar verir. Sağ beyin niyete, sol beyin sürece bakar. Sol beyin gerçekleri, sağ beyin duyguları analiz eder.

Vücuttaki sinir sistemi motor ve otonom olarak ikiye ayrılır, otonom da sempatik ve parasempatik diye ikiye ayrılır. Sempatik sistem, üst beyinden çıkan sinirleri tüm omurlara çift taraflı uğrayarak organlara bağlar. Yani bedenin sağ ve sol yanı ayrı hatlarla beyine bağlıdır. Parasempatik sistem ise beyinden çıkan ana bir hatla (vagus siniri) önce sindirim bölgesi girişine bağlanır. Aynı hat üzerinden sağ-sol ayırımı yapmadan tüm organlara bağlanır.

Üst beyin bedeni sağ-sol yan olarak ikiye ayırırken, son yılların şok bilgisi ile bağırsaklarda ikinci bir beyine sahip olduğumuzu öğrendik. Haydiii vücudu bir de enine ikiye böldük mü? Evet böldük…

Kısacası sağ lob-sol lob olarak boyuna, üst korteks beyin-alt bağırsak beyin olarak enine bölünen bir bedenimiz var. Parasempatik sinirin neden karın bölgesine direk bağlandığı da anlaşıldı böylece… Bağırsaklardaki ikinci beynin, bedenin alt bölgesini yönettiği, bir çok ruhsal ve fiziksel hastalığın bağırsaklardaki sorunlara dayandığı, üst beyine düzenli bilgi gönderdiği ortaya çıkınca tıp dünyasında işler sarpa sardı. Şizofren, Otizm, Bipolar, Çölyak, MS, Anksiyete gibi önemli hastalıkların ikinci beyin hastalığı olması, diyaframın ve vagus sinirinin önemini de değiştirdi.

Bu kadar

uzun anlatımın özeti nedir?

Bir elmayı dörde böldüğünüzü düşünün. Dört ayrı çeyrek olur. Sonra da bu çeyrekleri elmayı bütünleştirecek şekilde yanyana getirin. İşte vücudumuzda olan şey budur. Dört ayrı yana çeken bu bedenin dengesini sağla sağlayabilirsen


Son on yılın bu bilgilerine ulaşana kadar aldığımız nefes ile yaşayıp giderken diyafram nefesi farkındalığı çıkageldi. Diyafram denilen bir organımız varmış, nefes alırken onu şişirmeliymişiz dendi birdenbire. Ve bedenimizdeki her şey karıştı ve değişti. Öncelikle yanlış bilginin ilkini düzeltelim, diyafram bir organ değildir. Bedeni akciğer altından başlayarak ikiye ayıran bir kastır diyafram.

Ve başladık nefes alırken karnımızı şişirmeye.

Diyafram Nefesi Kontrolü


Diyafram nefesi almaya başladık ama üst beden büst beden derken, bu sefer de alt beden olduk kaldık. Duygusal, dürtüsel, sezgisel, sevgisel takılmalar başladı hayatımızda. Çünkü diyafram nefesi diye karnımızı şişirirken, tıpkı sol beyini fazla enerjilendiren, iner-çıkar düz hareketli nefes gibi, karnımızı da sağ beyini fazla enerjilendiren şişer-iner bir düz hareketle çalıştırdık.

Dikkat! Karında sadece ileriye doğru şişerek alınan nefes diyafram nefesi değildir.

Göbek Yapan Diyafram Nefesi :)


Doğru diyafram nefesi, içten dışarıya doğru her yöne ilerleyerek bedeni bir küre gibi şişiren nefestir. Tıpkı bir sürü teknik sistemde kullanılan diyaframın şekli gibi olmalıdır bu nefes. Nefes alırken karın bölgesi sadece düz ileriye doğru değil, sağ yan ve sol yana ayrılarak şişer. Bu sırada arka bölge ve kuyruk sokumu bölgesi de genişler. Bedenin yaptığı bu hareket göbek bölgesini büyütmez, aksine kasları ideal duruma getirerek fit görünmesini ve ideal bir karın şekli oluşmasını sağlar. Hocam niye göbek yaptım diyenlerin dikkatine

Diyafram bölgesi dediğimiz alanda; solar bölge, üreme bölgesi ve kök bölgesi vardır. Bu bölgenin merkezi de üreme bölgesidir. Nefescilerin tabiriyle bu bölgede sakral çakra merkezdir ve nefes o bölgeden başlayarak alınmalıdır. Mide ya da göbek dediğimiz alanı dışarıya doğru düz iterek, şişirerek nefes alıp vermek sadece göbek yapmaz, ayrıca bedeninizi duyguların, dürtülerin, bilinçaltının kontrolüne geçirir. Bu da ayrı dert…

Doğru Diyafram Nefesi

Ne Yapmalıyız?

Üst beden üst beynin kontrolünde, alt beden bağırsak beynin kontrolünde, sağ yan sol beynin kontrolünde, sol yan sağ beynin kontrolünde ise hangi nefesi almalıyız ki, tüm beyinlerimiz eşit yetkiyle yaşamımıza katılsın?

Egoist-kavgacı-gerilimli olmayayım, duygu ve dürtülerimin esiri de olmayayım, sağ yanım sol yanımı ezmesin diyorsanız eşit ve adaletli bir nefes almalısınız. Doğru nefesi tüm bedende sağlamak, bedenin her bir çeyreğinin eşit hareket ve güçle katıldığı bir nefes alabilmekle olur. Böyle bir nefesin merkezi de kalp bölgesidir. Ultra yeni bilgi ise, kalbin taşıdığı nöronlar ile üçüncü beynimiz olduğudur. Ve kalp; tüm bedenle dört ayrı yolla iletişim kurar. Kısacası dört ayrı çeyreğimizi birleştiren ve dengeye koyan merkez, kalbin yarattığı ve özü sevgi olan yüksek manyetik alandır.

Nesrin Dabağlar' ın yazısıdır

Nefes Eğitimcisi ve Terapisti

5 Mayıs 2015 Salı

Mayıs 2015 Etkinlik Takvimi



                            01/03 2015 ANKARA

                            04/18 2015 İSTANBUL

                            19 /23 2015 İZMİR

                           25 / 27 2015 İSTANBUL

                           28 / 31 2015 İZMİR